6 Aralık 2010

kardeş kıskançlığı




Bir sabah uyandığınızda hayatınızdaki her şeyin değiştiğini hayal edin. Siz uykudayken bir mucize gerçekleşiyor ve gözlerinizi açtığınız anda kendinizi yaşadığınız yerin kralı ya da kraliçesi olarak buluveriyorsunuz. Çevrenizdeki herkes sizi gördüğünde gülücükler saçıyor. Her türden ihtiyacınızı karşılamak için koşturuyor. Eviniz, (ya da sarayınız) her gün sizi ziyarete gelen insanlarla dolup taşıyor. Üstelik gelenlerin elleri de boş değil. Türlü türlü hediyelerle karşınıza çıkıyorlar. Uykunuz geldiğinde pamuk kadar yumuşak yataklarda yatıyorsunuz. Yediğiniz önünüzde yemediğiniz ardınızda. Olur da bir hata yaparsanız insanlar sizi gülücüklerle ödüllendiriyor. En sevdiğiniz oyunları oynayarak geçirdiğiniz muhteşem bir hayatın içinde buluyorsunuz kendinizi. Hayal bile edemeyeceğiniz kadar güzel bir dünyanın tam ortasındasınız ve her şey sizin yörüngenizde dönüyor. Siz kralsınız ya da kraliçe ve herkes emrinize amade…

Kendinizi böyle bir dünyanın içinde yaşarken hayal edin. Nasıl hissettiğinize, neler düşündüğünüze odaklanın. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

Bir sabah uyandığınızda hayatınızdaki her şey olmasa da bir çok şeyin tekrar değiştiğini hayal edin. Siz uykudayken ikinci bir mucize daha gerçekleşiyor. Sizin kral ya da kraliçe olduğunuz dünyada tahtınıza aday biri çıkıveriyor. Üstelik hiç de hafife alınamayacak kadar güçlü biri. Hala ziyaretçiler geliyor ama sanki tahtın yeni ortağıyla biraz daha fazla ilgileniyorlar. Hediyeler de çoğunlukla sizin yerinize ona geliyor. Siz biraz daha normal bir yatakta yatarken bu kez pamuklara sarılıp sarmalanan diğeri oluyor. Oyunlarınız, gördüğünüz ilgi devam ediyor etmesine ama sanki eskisi kadar değil. Güzel yemeklerinizi de yemeye devam ediyorsunuz elbette ama aslan payını hep diğeri kapıveriyor. Üstelik hatalarınız eskisi kadar gülücükle karşılanmıyor. Eğer bu hatalar tahtın diğer ortağının canını sıkıyorsa size çatık kaşlarla bakan insanlar gördüğünüz bile oluyor. Yavaş yavaş tahtınızı kaybettiğinize ikna oluyorsunuz. Sanki hiç kimse sizi eskisi gibi sevmiyor ve koşulsuz şekilde kabul etmiyor. En azından siz böyle düşünüyorsunuz. Dünya artık sizin değil diğerinin çevresinde dönüyor ve böyle bir şeye karşı kesinlikle hazırlıklı değilsiniz.

Böyle bir durumda nasıl hissedeceğinize, aklınızdan nelerin geçeceğine tekrar odaklanın. Belki biraz öfke, biraz üzüntü, hayal kırıklığı, değersizlik hissi ve elbette kıskançlık… Bu duygulardan birini bile yoğun olarak hissettiğimizde işimizin ne kadar zor olduğunu biliriz. İfade etmekte genellikle en çok zorlandığımız duygularımız bunlardır. Birkaçı bir araya geldiğinde ise hissettiğimiz şeyi tek bir sözcükle ifade etmek mümkündür: acı…

***

Kardeş sahibi olmak çocuklarımızın hayatındaki en büyük kriz dönemlerinden biridir. Özellikle erken çocukluk döneminde çocuklar duygusal çatışmalarını ve sorunlarını çözme konusunda çok az şey bilir. Sorunlarını çözmek için kullandıkları sosyal becerileri ise (paylaşmak, uzlaşmak vb..) henüz yeterince gelişmemiştir. Dolayısıyla yaşanan durumla başa çıkabilmek küçük bir çocuk için oldukça zordur.

Çocuklarımız oyuncaklarını, çikolatasını, giysilerini, oyun alanını ya da sahip oldukları pek çok şeyi paylaşmak konusunda istekli olabilirler. Ancak küçük yaştaki bir çocuk için en değerli şey başta ebeveynlerinin olmak üzere çevrenin ilgisidir. Bu ilgiyi paylaşmak konusunda ise genellikle çok cimri olurlar. Tüm ihtiyaçlarını karşılamak için ebeveynlerine ihtiyaç duyan bir kardeş, doğal olarak çocuğunuz için pek de hoş olmayan bir misafirdir.

Böyle bir durumda çocuğunuzun göstereceği ilk tepki genellikle öfkedir. Yeni doğan kardeşi istemediklerini, gitmesini istediklerini söyleyebilirler. Zaman zaman bu duygularını çok daha rahatsız edici şekillerde ifade edebilirler. Kardeşleriyle yalnız kaldıklarında ona zarar verecek davranışlarda bulunabilir ya da olumsuz durumlarda suçu kardeşlerinin üzerine atabilirler. Bu tür davranışlar çocuğunuzun içinde bulunduğu zor durumun belirtileridir ve son derece normaldir. Bu dönemde çocuğunuz en çok siz anne ve babalarının desteğine ihtiyaç duyar. Sizlerin ona vereceği destek çocuğunuzun yaşadığı sorunla çok daha kolay bir şekilde başa çıkmasına yardımcı olacaktır.

Bu durumda, kardeşin doğduğu dönemi daha rahat geçirmek için neler yapılabilir?

Kardeşinin olacağını hamilelik döneminde söyleyin.

Yeni bir kardeşin gelmekte olduğunu çocuklarına ne zaman söyleyecekleri pek çok ebeveyn için cevaplanması zor bir sorudur. Hamileliğinizin üçüncü ya da dördüncü ayından itibaren bu durumu çocuğunuzla paylaşmanızda hiçbir sakınca yoktur. Anlayabileceği bir dil kullanarak çocuğunuza durumu anlatın. Her kontrolde olmasa da bazı doktor kontrollerine çocuğunuzu da yanınızda götürün. Ultrason görüntülerinde ona kardeşini gösterin. Vücudunuzda ortaya çıkan değişimin nedenini açıklayın. Zaman zaman kendinizi iyi hissetmediğinizi ve çocuğunuz doğmadan önce de benzer şeyler yaşadığınızı anlatın. Böylece kardeşini, annesine zarar veren biri olarak görmesinin önüne geçmeye çalışın.

Kardeşinin alışverişini beraber yapın.

Doğacak olan bebeğinizin alışverişini yaparken çocuğunuzun size eşlik etmesine izin verin. Böylece kendini yaşanan sürecin dışında hissetmeyecek ve kardeşini daha çok sahiplenecektir.

Doğum sonrasında daha az zaman ayırabileceğinizi anlatın.

Bu dönemde çocuğunuz artık istenmediğini düşünebilir. Bu nedenle doğum sonrasında kardeşinin çok küçük ve bakıma muhtaç olması nedeniyle kendisine biraz daha az zaman ayırabileceğinizi çocuğunuza baştan söyleyin. Bu durumun ona olan sevginizle bir ilgisi olmadığını, onu eskisi kadar çok sevdiğinizi mutlaka belirtin.

Çocuğunuza kardeşi ile ilgili sorumluluk verin.

Çocuğunuzdan kardeşinin ihtiyaçlarını gidermenize yardımcı olmasını isteyin. Yaşına uygun vereceğiniz sorumluluk (biberon ya da bez getirme vb..) çocuğunuzun kendisini daha değerli hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı yardımların hayatınızı ne kadar kolaylaştırdığını anlatın ve bolca takdir edin.

Olumsuz tepkilerini anlayışla karşılayın.

Yukarıda da belirttiğim gibi, çocuğunuz duygularını olumsuz şekilde ifade edebilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda çocuğunuzun söylediklerini sonuna kadar ilgiyle dinleyin. Sonrasında sakinliğinizi koruyarak kendi duygu ve düşüncelerinizi ifade edin. Böyle bir durumda çocuğunuzu ayıplamayın ya da ona kızmayın. Bu sadece duygu ve düşüncelerini içine atmasına neden olacaktır. Çocuğunuz hayatındaki büyük değişikliğe uyum sağlamaya çalışıyor ve onun destek alabileceği en önemli kaynaklar sizlersiniz.

Kardeşinin doğduğu günü onun için özel hale getirin.

Kardeşinin doğduğu günü çocuğunuz için anlamlı hale getirmek oldukça kolaydır. Onun için alacağınız bir hediye ve abla ya da ağabey olacağı için yapacağınız küçük bir kutlama çocuğunuzun bu dönemi çok daha rahat geçirmesine yardımcı olacaktır.

Çocuklarımız, kardeşleri olduğunda kendilerini tahtını kaybetmiş bir kral ya da kraliçe gibi hisseder. En başından itibaren ne kadar hazırlıklı olursak olalım, çocuğumuzun kendini bir süre kötü hissetmesine engel olmamız zordur. Böyle bir dönemde ondan kızgınlığını, üzüntüsünü ya da kıskançlığını hissetmemesini istememiz hiçbir işe yaramayacağı gibi çocuğumuz için zarar verici olacaktır. Yapılması gereken, duygu ve düşüncelerini rahatlıkla paylaşabileceği bir ortam yaratmak ve yaşadığı zorluğu aşmaya çalışırken ona yol göstermektir. Çocuklarımıza karşı göstereceğimiz destekleyici tutum hem bizlerle hem de kardeşiyle olan ilişkisini çok daha uyumlu yaşamasına yardımcı olacaktır.


bu yazı, mother and baby dergisinin aralık 2010 sayısında yayınlanmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder